Sri Lanka - Ceylon

Doğal güzellikleri, dost canlısı insanları ve sopa balıkçıları ile Hint Okyanusunun yem yeşil adası.

DİĞER FOTOĞRAFLAR

Sevgili arkadaşım Niko ile yine unutulmaz bir Fotoğraf Seyahati… Sri Lanka

Pandemi öncesi her yıl düzenli olarak yaptığımız fotoğraf turlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu sefer sadece Pala, Mehmet, Niko ve ben olarak biz bize tur yapmak yerine Niko’nun yaptığı Fotoğraf Gezginleri turuna katılmayı tercih ettik. Her ne kadar kalabalık grup ve otobüs pek tercih ettiğimiz bir şey olmasa da bu seyahatte çok güzel dostluklar kurup, keyifli zaman geçirdik.

Bu arada beni en çok şaşırtan Sri Lanka’nın Hindistan’dan sadece 30 km uzağında olmasına karşın hiçbir şekilde Hindistan’a hiç benzememesi! Çok temiz ve çok düzenli bir ülke olması. Yerde tek bir sigara izmariti dahi görmeniz mümkün değil!

 

İlk durağımız HABARANA & DAMBULLA

Ertesi günü kazanmak adına, direk yola koyulup 4 saatlik bir seyahat sonrası otelimize ulaşıyoruz. Otel seçimleri mükemmel. Hiç beklemediğimiz kadar konforlu temiz ve iyi servis aldığımız 5* oteller.

Her uzak doğu seyahatinde olduğu gibi, ilk durağımız bir tapınak. Ama bu bir mağaranın içine oyulmuş, çok özel ve çok farklı bir tapınak. Çevrede 80 küsur mağra tapınak olmasına rağmen, asıl 5 mağaranın içine yapılmış ve 153 Buda heykelinin yer aldığı bu tapınak gerçekten çok etkileyiciydi. Ama özellikle 3 senedir tek fotoğraf dahi çekmeyen bir kişi olarak Pala ile gereksiz yenilediğimiz makinalarımıza alışmaya çalışmamız daha da etkileyiciydi J

Atraksiyonun kralı ise, sevgili Niko’nun bize “Katamaranlar ile gölde gezinti” diye anlattığı, daracık boktan kayıklar ile gölde bir tur atmaca ve kafalarımıza nilüfer çiçeği yapraklarından şapka yapmamız !!!... Ama hakkını vermeliyim ki, çok güldüğümüz ve unutulmaz bir an oldu. Allahtan sonra pancar motorların çektiği ne olduğu belli olmayan kamyonet tarzı araçlara “dört çekerler ile safari” demedi J

 

Polonnaruwa (Monkey Kingdom) – Minneriya

Uzak doğu tam bir hayvanlar alemi ve maymunlar cenneti.

Hemen hemen her yerde olan maymunlar hayatın bir parçası. Çok büyük bir heyecan yaratmasa da, alışkanlıktan yine hepimiz yerli yersiz deklanşöre basıp durduk.

Burada esas fark ise, jeep’ler ile yaptığımız fil safari. (Gerçekten jeep bu sefer J)

Wasgomuwa National Park, balta girmemiş orman şeklinde ve bir çok filin yer aldığı bir doğal park. Burada fillerin kıçını başını fotoğrafladıktan sonra bize her halde daha ilginç geldiğinden, durmadan diğer jeep’lerdeki arkadaşlarımızı fotoğrafladık.

Yorucu günün sonunda, keyfimize keyif katan ise Niko’nun otobüste akşamüstü sürprizi olarak çok özel bir masaja gidiyoruz demesiydi. Otobüsün arkasından elimizden geldiği kadar nasıl bir mesaj olduğunu sorsak da, tedavi amaçlı bir terapi masajı olduğunu öğrendik.

Masajın bence en unutulmaz anı, masajdan çıkıp, küçük bir odaya sokulup, yaprakların üzerine basarak, odun ateşinde farklı bir  sauna deneyimi yaşamak. Tabii burada bir de grupta yeni tanıdığınzı kişiler ile 2 metre kare alanda havlular içerisinde yakınlaşmanın verdiği şaşkınlık paha piçilmez J

 

SİGİRİYA

Unesco tarafından dünya mirası olarak kabul edilen Sigiriya Kayası gerçekten çok etkileyiciydi. Kaya şeklinde adeta ufak bir dağ ! daracık merdivenler ile dimdik bir tırmanıştan bahsediyorum. Toplam 2000 basamak denilse de, bazı temkinli arkadaşlar saymışlar ve bize yaklaşık 1200 – 1300 basamak olduğunu söylediler. Bu bile oldukça iddialı ve hala o günden kalma hala diz ağrısı çeken yaşlı arkadaşlar var J

Burası antik bir kraliyet kompleksi. Kral kendisine karşı olası bir suikasttan korktuğu için Sarayını bu kayanın tepesine kurmuş. Fakat yine de kardeşinin suikast ine kurban gitmekten kurtulamamış. Antik havuzları, saray kalıntıları ve muhteşem manzarası ile görülmeye değer.

 

KANDY

Kandy başkent Colombo’ya çok yakın bir şehir.

Burada Buda’nın dişinin bulunduğu iddia edilen “Kutsal Diş Tapınağı adında Dalada Maligawa” tapınağı var.

Bizim de şansımıza o gün gerçekleşen “Kandy Perahera Festivaline” tanıklık ettik, yerel müzik ve adak sahnelerini fotoğrafladık. İnsanların evlerinden getirdikleri pilavlar, aldıkları lotus çiçekleri Buda’ya sunmak için oluşturdukları uzun sıraları görmek, inancın nasıl bir güç olduğuna dair bir kez daha şahitlik etmemiz açısından bence çok değerliydi.

 

NUWARA ELİYA (city of Lights)

Sri Lanka bir diğer adı ile Ceylon tam bir çay ülkesi.

Şansımıza yolda çay toplayan kadınlara rastladık ve havanın da iyi olması ile güzel portreler çektik. Bizde çay çuvalları çay bitkilerinin üzerine koyulurken, Sri lanka’da çay toplayıcılar çayları topladıkları çuvalları boyunları ile taşıyorlar. Ama bu zorlu çalışma içerisinde bizim gibi foto yamyamlarının uzun teleleri ile burunlarına kadar girip, fotoğraflarını çekmelerini gayet dostane bir anlayışla karşılıyor ve sürekli tebessüm ediyorlar. Beni uzak doğu insanında en çok etkileyen ve hayran bırakan bu olumlu ve güleryüzlü yaklaşımları.

Fotoğraf seansımızın sonunda Rotchield ailesinin hektarlar boyunca parselledikleri Tea Plentation’ını ziyaret edip, çayın hazırlanışının her safhasını gördük, öğrendik ve çok hoş bir terasta keyifle çaylarımızı tattık. Tabii alış veriş yapmayı da eksik etmeden gariban Rotchield’lara biraz para da kazandırdık J Ama işin en komik yanı, “Gelmişken en iyisinden alalım, tabii ki Gold lütfen” deyip, kilo fiyatının 2.000 $ olduğunu öğrenince, “Yok ben tercihen klasik çay seviyorum” diyerek, küçük turistik kavanozlardan almaktı J

Burada kaldığımız otel gerçekten muhteşem bir İngiliz colonial Oteliydi ve öğleden sonra otelin keyfini çıkarmak adına sevgili Pala ile tura çıkmayarak kendimizi harika bir Spa treatment’ı  ile şımarttık ve otelin keyfini çıkardık. Çok mutlu olsak da, masözün “Aren’t you happy sir ?” demesine bir anlam veremedik J

Akşam yemeğindeki harika canlı müzik ile çok güldüğüm ve güldürdüğüm unutulmaz gecelerden birini daha yaşadım. Hep gülelim, keyifli kalalım…

 

UNAWATUNA

Meşhur 9 kemerli köprüden geçen kırmızı treni fotoğraflamak.

Sevgili Niko fotoğraflayabilmemiz için bize harika bir spot bulmuş. Burada büyük heyecanla beklediğimiz tren bir de kırmızı olunca, keyfe diyecek olmadı ve harika kareler yakaladık.  Ama trenden daha önemli Niko’nun aman çok sıkı giyinin, hem serin oluyor, hem de kenelerden korunmak için muhakkak uzun çorap giyin ikazı neticesinde 30 derecede uzun çorap, uzun pantolon ve uniqlo yelekler ile adeta mobil sauna’da çekim seansı gerçekleştirdik. J

 

WELİGAMA

Burası adanın güneyinde deniz kenarı çok keyifli bir yer.

Otelimiz de yine çok güzel olup, bize güzel manzara ve konfor sunuyordu. Genelde her seyahatimizde bir araya gelerek Galatasaray’ımızın maçını seyretme alışkanlığımız burada da bu sefer Lobi ve Bar’da devam etti ve yine Galatasaray’ımızın galibiyeti ile unutulmaz bir maç anısı daha yaşadık.

Balıkçılar ve gün doğumu fotoğraflamanın dışında sörfçüleri fotoğraflamak da çok güzeldi. Hatta ben sadece fotoğraflamakla kalmayarak yapmayı da denedim. Ve bu sefer sevgili Harika ve Neslihan’a ben model oldum. Gerçi yaptıkları “Üstüne çıkabilse iyiydi !” yorumları moralimi biraz bozsa da J En azından bir sörfçü ile tanışıp, ufak bir eğitim almış olmanın keyfini çıkardım. ;-)

Weligama, Sri Lanka’nın ikonik Sopa Balıkçılarının olduğu yer.

Hem sabah hem de akşamüstü gün batımında, her ne kadar hava pek iyi olmasa da balıkçıları fotoğraflama şansı bulduk. Suların içinde makinaları bozma pahasına çok güzel pozlar çektik ve bizler de Sri Lanka’yı hem anılarımızda, hem de fotoğraflarımızda ikonlaştırarak ölümsüzleştirdik. Açıkçası benim açımdan bu fotoğraf çekimi ile Sri Lanka mission completed !

Sabah ve akşam seansları arasında ise, plajda karides beyaz şarap keyfi ve dalgalar ile oynamak günün neşesine neşe kattı. Az daha mayoyu dalgalara kaptırıyorduk. Kaptırsak neşemiz daha da artacaktı ama ne yapalım, kısmet !

Ertesi sabah balıkçı pazarında renkli tekneler ve balık mezadını da fotoğrafladıktan sonra dönüş için Colombo’ya yola çıktık.

 

COLOMBO

Colombo tipik bir uzak doğu başkenti.

Fakat burası diğer başkentler kadar kaotik değil ve nispeten daha yeşil.

Colombo’da meclis binasını yapan ünlü mimar, kendi ofisini renöve ederek bir restorana çevirmiş. Restoran mimarisi, tarzı, ve yemekleri ile gerçekten olağan üstüydü. Benim tüm ülkelerde gördüğüm en iyi ilk 10 restorana kesin girer. Çok ama çok beğendim.

O kadar beğendim ki, mağazasından da bir sürü anı ve dekorasyon malzemesi almadan duramadım. 

Yemek sonrası ise, yolda öylesine durduğumuz Gangaramaya Tapınağı hiç beklenmedik bir sürprizdi. İlk defa bir tapınağın içerisinde antika  Rols Royce ve Mercedes araçların olduğu bir galeri gördüm. Hediyelerin yer aldığı fil dişleri ile süslü yüzlerce objenin yer aldığı galeri ise büyüleyici ve çok etkileyiciydi.

Keyifli, bol kahkahalı ve güzel fotoğraflar ile tamamladığımız seyahat için havaalanına doğru yola çıkıyoruz. Havaalanında ise bizleri büyük bir sürpriz bekliyordu. Mehmet’in Maldivler – İstanbul  ayağının o gece değil de ertesi gün olduğunu öğrenmesi ! J Buradan da kendimize bir ders çıkarıyoruz ki, aktarmalı ve gece uçuşlarında ikinci ayakların saat ve tarihlerine daha dikkatli bakmak gerekiyor….

Hint okyanusunda yer alan bu büyüleyici adaya el sallayarak ve en kısa zamanda tekrar uzak doğuya gelmeye söz vererek veda ediyoruz.