Aloha !…

Doğa harikası cennet adadan,

merhaba…

Hawaii, Büyük Okyanus’ta, ana karadan 3.700 kilometre uzaklıkta, bir adalar grubu… Seyahatimiz 8 büyük ve 124 küçük adacıklardan ibaret olan Hawaii’nin en popüler adası olan Maui’ye…

THY ile 13 saatlik bir uçuş sonrası Los Angeles’a varış ve oradan da iç hatlar ile 6 saatlik bir uçuş sonrasında Maui, Hawaii… Oldukça yorucu bir seyahat olmakla beraber şimdiden söyleyebilirim ki, kesinlikle değen bir yolculuk…

Kabul saat farkı 12 saat ve sizin alıştığınız düzenin tam tersi ve fena bir “jet lack” söz konusu olmakla beraber; muhteşem iklimi ve doğa harikaları ile tam bir cennet Maui. Ve size Aloha diye karşılayan boynunuza çiçeklerden kolyeler takan misafirperver, güler yüzlü Hawaii kızları…

Hawaii; MÖ 1000 sıralarında diğer Polinezya adaları tarafından işgal edilmiş. Yaklaşık 800 yıl boyunca çeşitli kabileler buraya yerleşmiş, huzur içinde kültürlerini ve dinlerini devam ettirmişler. 1778 yılında İngiliz Deniz Kaptanı James Cook, Hawaii takımadasına yelken açmış ve ilk Avrupa-Hawaii ilişkisini başlatmış. İşin ilginç yanı Hawaii 1858’de ABD’ye katılmak için başvurmuş, ne var ki reddedilmiş. 1893’te. Kraliçe Liliuokalani anayasayı ortadan kaldırmak istemesi sonucunda, bu tutumu monarşinin yıkıldığı bir devrime yol açmış ve 1894’te cumhuriyet kurulmuş. Daha sonar ilk olarak1898’de ABD ile bir birleşme anlaşmasına varılmış ve 1900’de Hawaii bir bölge olarak ABD’ye katılmış; 1959 yılında da Hawaii’yi 50. eyaleti olarak kabul edilmiş.

Şunu belirtmeden geçemeyeceğim, Hawaii; Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlı olup Birleşik Krallığın bayrağını taşıyan tek eyalet 🙂

Bu küçücük adalar topluluğu Pearl Harbour bombalanması ile Dünya tarihini değişimine sebep olmuştur. Bununla ilgili bir çok film seyrettik ve hepimiz çok iyi biliyoruz. Ama bilmediğimiz, helikopter gezintimizde gördüğümüz Maui’nin hemen yanında yer alan adaların en küçüğü olan Kahoolawe’de yerleşimi bırakın adada hayat olmadığı ve sebebinin ise 90lı yılların sonuna kadar bu adanın ABD donanmasının topçu eğitimi ve çeşitli bombalama testleri için kullanılıyor olmasıdır !… Günümüzde bazı doğacı gençler bu adaya giderek ağaç ekmeye ve hayatı tekrar canlandırmaya çalışmaktalar.

Hawaii, su altı volkanlarından çıkan lavların katılaşıp kayalara dönüşmesiyle oluşmuş.

Oldukça yüksek adalara sahip olan adalarda en yüksek doruklar, Hawaii’deki Mauna Kea, 4.202 m ve Maui’deki Haleakala, 3.056 m. Haleakala’da gün batımının muhteşem olduğu söylenmekte ama maalesef dar yollardan zirveye çıkmak yaklaşık 2 saat gibi bir süre aldığından bu tecrübeyi yaşayamadık. Hiç aklıma gelmezdi ama burada yıl genelinde kar olabiliyor ve kayak yapmak mümkün !… Havaalanında 30 derece sıcaklıkta şort ve T-Shirt’ler ile gelip, ellerinizde kayaklarınız ile kayağa çıkmak da bir başka keyif olsa gerek. Ayrıca öğrendim ki, dünyadaki etkin ya da sönmüş yanardağların en büyükleri Hawaii’deymiş. Bunlardan etkin bir yanardağ olan Mauna Loa Hawaii Adası’nda yaşayanlar için ciddi bir tehlike oluşturmakta ve geçtiğimiz yıllarda faaliyet göstermiş. Daha önce Sibirya-Kamchatka’da aktif bir yanardağda Heli-Ski yapmış biri olarak, acaba kayak arkadaşlarım ile bir Heli-Ski programını da Hawaii’de mi yapsak diye düşünmedim değil !. Aman Zeynep duymasın 🙂

Halen aktif olan bu Volkanik dağlardan zaman içerisinde çıkan lavların içindeki minerallerle oluşan toprak, dünyanın başka yerlerinde görülmemiş bitkilerin ve doğa örtüsünün oluşmasını sağlamış.Doğa örtüsü gerçekten inanılmaz. Bunun en güzel örneği “Hannah Road”. Ada olduğu için ulaşımın kolay ve kısa süreceğini düşünebilirsiniz ama Hannah otelimizden yaklaşık 3,5 saatlik bir uzaklıkta.

Bu yol, okyanus kıyısında 265 adet virajdan oluşan, bir çok noktasında sadece tek aracın geçebildiği ve diğerinin beklediği bir yol. Yolda karşınıza çıkan kıvrılan yılan gibi trafik işareti ise oldukça şaşırtıcı ve gülümsetici !…Fakat bence burayı muhteşem yapan tam bir yağmur ormanın içerisinde sağınızdan solunuzdan şelalelerin aktığı adeta bir cennette yol almanız. Daha sonra öğrendik ki burası Jurrasic Park’ın çekildiği yermiş.

Doğa harikası olmasının dışında yolda giderken, karşılaştığınız mola yerleri, café’ler ve kasabalar size sanki film stüdyosundaymışsınız hissi veriyor. Ayrıca, yol kenarına arabasını park edip, beyaz köpüklü dalgalarda surf yapanları seyretmek ve imrenmemek elde değil !Surf bu adalılar için çok şey ifade ediyor. Bizde mahalle arasında taştan kale yapıp top oynamak gibi, buradaki çocuklar ellerinde surf board’ları her fırsatta bir dalga bulup surf yapıyorlar. Hatta yol kenarında ellerinde board’ları olmasına rağmen otostop çeken gençleri görmek mümkün. Ada’da tropik iklim olması bakımından sürekli bir tarafı rüzgar alıyor ve oldukça büyük ve etkileyici dalgalar mevcut. Surf’un yanı sıra burada wind-surf ve kite-surf de yapılıyor. Çok istememe ve hatta rüyalarıma girmesine rağmen maalesef wind-surf yapamadım. Zira Türkiye’de alışa geldiğimiz deniz kenarında surf kulüpleri ve kiralama olanağı maalesef Maui’de yok. Ekseriyet adada oturanlar arabaları ile gelip kendi ekipmanları ile Surf yapıyorlar. Kiralama ise sadece merkezdeki spor mağazalarından alınıyor ve kurulumunu sahilde kendiniz yapmanız lazım. Ayrıca her hangi bir güvenlik ve kurtarma teknesi de mevcut değil. Ben hepsine razıydım ama bu bilgiye önceden sahip olamadığım için zaman yetmedi ve 2-3 saatlik surf yapma hayali gerçekleşmedi ! Seneye tam bir gün ayırmak ve hayalleri biraz daha ertelemek gerekiyor…

Yeşilin her tonunda, deniz kenarında ve sürekli sıcak bir iklimde bir yazlık havasında yaşamak Hawaiileri telaşsız, stresiz bir yaşam sürmelerini sağlamış. Bu rahatlık enteresan bir istatistiği de beraberinde getiriyor, Hawaii’ler Amerika’da ortalama yaşam süresi en uzun olduğu eyalet ! Ayrıca gelirlerinin büyük bir bölümü turizm olmasından dolayı çok sıcak ve misafirperverler. Tarih boyunca Avrupa’nın ve diğer ülkelerin himayesi olmalarına rağmen kültürlerini koruyabilmişler, hatta kültürlerini yabancılara bile özendirmişler. İnsanın her daim çiçekli böcekli gömlek şort giyip, boynunda çiçekler, elinde mohito ve ayağında parmak arası ile gezesi ve bu adadan hiç ayrılmayası geliyor… 🙂

Ne demişler…”Where ever you go, always take the weather with you…” Hawaii için bu her daim geçerli. Zira okyanusla kaplı ve kıtalardan uzak olduğundan dolayı, sıcaklık yıl genelinde fazla değişiklik göstermeden 27 -30 °C arasında. Yani daima güneş ve deniz… Hatta o kadar enteresan ki, hava yılın her günü sürekli güneşli ve aynı sıcaklıkta olduğundan Hawaii dilinde her hangi bir Hava durumu kelimesi mevcut değil ! Tabii ki biz de görgüsüz turist olarak üstü açık arabamızı kiralayıp güneşin ve doğanın tadını çıkarmaya çalıştık. Bu keyif sırasında, “Ay çok esti, fena yandım, serseme döndüm, kapasak mı biraz ?!…” gibi diyalogları ve kış ortasında yaşadığımız amele yanığını bir yana bırakırsak, “cabriolet” kullanarak adanın tadını çıkarmak son derece keyifliydi.Her ne kadar güneşli ve keyifli olsa da, Hawaii’de sürekli iki iklim hakim. Yüksek dağlardan dolayı bulutlar adanın bir tarafında kalırken, öbür tarafta fazla bulut bulunmamakta. Bu sebeple güneş yağları sürüp günlük güneşlik ortamda katamaran ile yelkene çıktığımızda, vardığımız adada yağmur yiyebiliyor ve yağmur altında şnorkelin dalışı yapabiliyorsunuz. Scuba diver olarak şnorkelin dalışına sıcak bakmamama ve özellikle scuba istememe rağmen, rehberin “İnanın hiç bir şey fark etmez” demesine dudak bükmemin ertesinde neredeyse bel hizasında suya daldığımda kendimi akvaryumda sandım. Bu kadar çok ve renkli balığı daha önce hiç ama hiç görmemiştim. Gerçekten benim için büyük bir şaşkınlık ve muhteşem bir deneyimdi…

Ada dönüşü ise katamaranımız ile yarışan adeta bizle göz göze seyahat eden yunuslar ile biraz ilerimizde dev balinaların atlamaları muhteşem bir görsel keyifti… Balinaların kuyruklarının fotoğrafını çekebilmek ve bir havuzda değil de, yan yana giderken zıplayan yunusları fotoğraflamak, benim için heyecanların en büyüğüydü !… Umarım çektiğim fotoğrafları beğenirsiniz. Ada’da bulunan muhteşem otellerdeki yemeklerin dışında kıyılarda bir çok balık lokantası mevcut. Kabuklu deniz mahsulleri ve özellikle ıstakoz muhteşem ve çok uygun fiyatta. Zaten İstanbul’dan sonra dünyanın neresine giderseniz gidin, restoran ve içki çok ucuz oluyor. 🙁

Çok değişik okyanus balıkları olmakla beraber belki tam olarak bilemediğimizden, belki de bizlerden farklı daha çok kuruttukları için pek beğendiğimizi söyleyemeyeceğim. Yemeklerde sürekli ananas ve Hindistan cevizi kullanmaları da bizim damak lezzetimiz ile maalesef pek uyuşmuyor.

Tüm okul hayatımız boyunca ülkemizin jeopolitik önemini öğrenmiş ve bununla övünmüş biri olmakla beraber, mevcut komşularımız yerine Hawaii ile komşu olup, daha sık gidip, bu keyifli hayatı daha fazla tatmayı sanırım daha çok isterdim !…

Zaman ayırıp, okuduğunuz için Maloha !…

Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak

fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.

Amin Maalouf

Leave a comment