Katil Köpekbalığına dalış…

Delilik – Heyecan – Adrenalin – Merak – Keyif…

Ve unutulmaz bir an !

Güney Afrika ve Cape Town yaptığım en güzel seyahatlerden biridir…

Harika doğası, Safarisi, müthiş yemekleri, lezzetli şarapları ile  çok keyifli bir destinasyon.

Plajında Penguenlerin olması, kayaların üzerinde harika bir restaurant’da yemek yerken Balinaları seyretmek, çıktığınız tekne seyehati ile binlerce fokun arasından geçmek…

Çita çiftliğinde çita sevmek, her tarafınıza konan baykuşlar ile fotoğraf çektirmek tabii ki alışagelmişin dışında deneyimler ve çok keyifli.

Ama hepsinden farklı olarak dört metre boyunda katil köpek balıklarına dalmak ve onunla yüz yüze gelmek…

İşte bu unutulmaz ve hiç birşeye değişilmez bir deneyim.

İki oğlum ve sevgili yeğenim İpoş ile birlikte sabah çok erken saatde hareket ederek, dalış yapacağımız yere gittik. Burada bir süre dalış ile ilgili briefing aldıktan sonra, dalışın tamamen bizim sorumluluğumuzda olduğuna dair bir çok kağıt imzaladık. Zira çok risk olmasa da, kolunuzu veya bacağınızı panik ile kafesten dışarı çıkarmanız halinde köpekbalığına yem olmanız işten bile değil !… Zira dalış yaptığımız kafes de pek sağlam bir imaj vermemekte.

Burada hafif yiyeceklerden bir atıştırma yapıyorsunuz. Sonrasında deniz tutmasına karşı isteyene hap veriliyor. İstanbullu olduğumuzdan ve denize alışık olduğumuzu bildirerek hapa gerek duymuyor ve almıyoruz. Fakat daha sonra görüyoruz ki, Okyanus dalgası bizim denizlere hiç benzemiyor. Zira deniz düm düz gibi gözükmesine rağmen 4-5 metre yükseklikte kaba dalgalar var ve insanın içini dışına çıkarıyor.

Bir diğer sorun da, deniz suyu sıcaklığı, 8 derece !!!…

Her ne kadar dalış elbiseleri de giysek çok ciddi bir soğukluk.

Ben kaptana suyun sıcaklığı daha doğrusu soğukluğu ile ilgili endişemi dile getirince aldığım cevap “Köpekbalığını gördüğünde üşümezsin !…” di. Evet, hiç ama hiç üşümedim :-))

Tekne ile kıyıdan açılıp, dalış yerine gittiğimizde. Teknenin arkasından köpekbalıklarını çekecek bir sıvı karışımını denize bırakmaya başlıyorlar ve köpekbalıklarının gelmesini bekliyoruz.

Gelsinler diye heyacanla beklerken, ilk geleni görünce heyecanımız birden şekil değiştirerek ciddi kalp atışlarına bırakıyor kendini. Dalış grupları 6 kişilik. Zira kafesin kapasitesi bu kadar.

Kıyafetlerimizi giyerek teknenin yanına bağlı olan kafesin içerisine girerek beklemeye başlıyoruz.

Dalış dediğimiz tüplü dalış değil. Köpekbalıkları yüzeyde yüzdükleri ve avlandıkları için yüzeyde şnoker dalışı şeklinde oluyor. Teknenin arkasında, yüksek bir platformda oturan kişi tarafından ucuna büyükçe bir balık parçası bağlanmış ip  atılıp, köpekbalığı yavaş yavaş kafese doğru çekiliyor. kafese yaklaştığında da, bize dalış emri geliyor ve işte o an köpekbalığı ile yüz yüze geliyorsunuz !…

Gerçekten inanılmaz ve insanın kanını donduran bir şok.

Dipte nefesiniz yettiği kadar kalabiliyorsunuz ama inanın, ilk karşı karşıya geldiğimde, nefesim kesildi ve nefes almayı unuttum bile.

Tutunduğunuz demirde, kuyruğunun elinize çarpması ve yemi alamayınca sinirlenip, kafesi ısırmaya çalışması adrenalin sevenler için harika bir ortam yaratıyor… Bir de o an için demirin gücüne şükrediyorsunuz.

İkinci grubun dalması için kafesten çıkarken yaşadığınız deneyimin şokunda hem şaşkın, hem heyecanlı, hem donmuş, hem de hemen tekrar dalmak için sabırsızlık içeren bir sürü duygu ile şaşkınlık yaşıyorsunuz.

Cape Town’a biz bir bayram tatilinde gittiğimiz için, bizle birlikte dalış yapan bir başka Türk grubu daha vardı. Ve birlikte daldığım yanımdaki çok tatlı kız Aslı…. idi. Maalesef Türkiye’de kayak yarışçısı olmanın talihsizliğini yaşayarak hayatını kaybeden Aslı !… Onu kısa bir süreliğine de tanımış olmaktan son derece memnunum ve burada onu bir kez daha anıyor, rahmet diliyor ve Cennetinde ona selamlarımı yolluyorum…

Beyaz katil köpek balığı ile yüz yüze gelmek !

Adrenalini yüksek,  unutulmaz bir deneyim…

Reha Keskin

Leave a comment